Sert Garten
   

Kamera  

  • Kamera görüntülerini canlı izlemek için önerilen Browser İnternet Explorer 7.0 ve üzeri.
  • Devamını oku...
   

Dörtlükler

Gurbette hasretlik acısını bal eyledi Felek.
Ne mutlu bize Gülhüyüklüler oldu tek yürek.
Gücümüze güç kattık bükülmez artık bilek
Allahım mahçup etsin hep bir ağızdan bu dilek.

Gülhüyüklülerin yüzlerinde güller açacak.
Güneş gibi salona ışıklar saçacak
Herkes gelecek bu mekan dolup taşacak
Köylülerimiz bu mutluluğu birlikte yaşayacak.

Gülhüyüklüler günüde ihtiyacımız olan sadece neşemiz.
Salonda eksiksiz hayırlandı sizin köşeniz.
Biz tek yürek tek vücut sağlam bir bedeniz.
Aynı toprağın insanlarıyız oradan fışkıran fidanız.

Selam olsun Gülhüyüklüler kaynaşma günümüze
Bu güzel atmosferi oluşturduğunuz için teşekkür size
Salonda coşkuyu heyecana gördükten sonra ne hacet söze
Hoşgeldiniz diyoruz Gülhüyükün gülleri hepimize

Cennet Vatana kalbimde yerin çok büyük
Hele helede doğduğumuz yer Gülhüyük
Seni anmaz hatırlamazsak biz neyik
Hep beraber hasret gidermek için burdayık

Kalbimiz gönüllerimiz Gülhüyük için hep bir ağız
Ulu bir çınarız Ya da yücelerden yüce bir dağız
Gurbet kök salmışız verimli bir toprağız
Söz verdik Gülhüyükü Avrupada yaşatacağız.

Yüksel C.

Gönül Ateşi

Şereflikoçhisarlı olan Aziz Mahmûd Hüdayi Hazretleri hayatından.

   Bir kış günüydü. Kadı Mahmûd, biraz gecikerek kalkmıştı. Bu sebeple hocasının suyunu ısıtmaya vakit bulamadı. Büyük bir üzüntüye gark oldu ve gözlerinden yaşlar damladı. Gayr-i irâdî bir şekilde su testisini göğsünün üzerine bastırarak “Allâh” lafzını söylemekten başka bir şey yapamadı. O esnâda hocası kapıda göründü. Kendisinden abdest suyunu getirip dökmesini istedi. O da çaresiz ve irâdesiz bir şekilde bu emre baş kesti ve büyük bir endişe içinde suyu hocasının ellerine dökmeye başladı. Su, mübârek ellerine değer değmez Üftâde Hazretleri, yavaşça başını kaldırdı ve talebesinin kaygılı hâline nazar ederek tebessümle:

   “–Su biraz fazla ısınmış evlâdım!” dedi.

   Buna pek şaşıran Kadı Mahmûd Efendi, hafif bir sesle: “–Nasıl olur efendim? Suyu ısıtmamıştım ki!..” dedi.

   Üftâde Hazretleri de: “–Evlâdım! Farkında değilsin; bu su, odun ateşiyle değil, gönül ateşiyle ısınmış!..” cevabını verdi.

Karınca

Kânuni Sultan Süleyman, sarayın bahçesinde armutağaçlarını kurutan karıncaların öldürülebilmesiiçin Şeyhulislâm Ebussuûd Efendi’den aşağıdakibeyitle fetvâ istedi:

Dırahta ger ziyân etse karınca,
Zararı var mıdırânı kırınca

Pâdişâh’ın bu fetvâ talebine, EbussuûdEfendi de bir beyitle cevap verdi:

Yarın Hakk’ın dîvânına varınca;
Süleyman’dan hakkın alır karınca!...

Bir karıncayı bile incitmekten çekinecek kadar mükemmelbir mânevi terbiye ile gönülleri yoğrulan kâmilmü’minler, bütün mahlûkâta rahmetpınarı oldular. Şefkat ve merhametleri bütünmahlûkâtı kuvaklayacak kadar genişledi. Gölgesi heryere ulaşan rahmet bulutları hâline geldiler. (Osman Nûri Topbaş, Altınoluk Dergisi, Ocak 2010, 287.Sayı, Sayfa 37)

Hayatın Anlamı Senin Bakışlarında

Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğuna takmış kafayı...
Bulduğu hiçbir cevap ona yeterli gelmemiş ve başkalarına sormaya karar vermiş..
Ama aldığı cevaplar da ona yetmemiş. Fakat mutlaka bir cevabı olmalı diyormuş.
Dolaşıp herkese bunu sormaya karar vermiş.
Köy, kasaba, ülke dolaşmış bu arada za...man da durmuyor tabi ki.
Tam umudunu yitirmişken bir köyde konuştuğu insanlar ona
'Şu karşıki dağları görüyor musun, orada yaşlı bir bilge yaşar.
İstersen ona git belki o sana aradığın cevabı verebilir.' demişler.
Çok zorlu bir yolculuk sonunda bilgenin yaşadığı eve ulaşmış adam.
Kapıdan içeri girmiş ve bilgeye hayatın anlamının ne olduğunu sormuş.
Bilge 'Sana bunun cevabını söylerim ama önce bir sınavdan geçmen gerekiyor.' demiş.
Adam kabul etmiş. Bilge bir çay kaşığı vermiş adamın eline ve içine de
silme bir şekilde zeytinyağı doldurmuş.
'Şimdi çık ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel. Yalnız dikkat et kaşıktaki zeytinyağı
eksilmesin eğer bir damla eksilirse kaybedersin.'
Adam gözü çay kaşığında bahçeyi turlayıp gelmiş.
Bilge bakmış 'Evet, kaşıkta yağ eksilmemiş, peki bahçe nasıldı? '.
Adam şaşkın bir şekilde şunu söylemiş: 'Ben kaşıktan başka bir yere bakmadım ki.'.
Bunun üzerine bilge 'Şimdi tekrar bahçeyi dolaşıyorsun kaşık yine elinde olacak ama bahçeyi inceleyip gel.' demiş.
Adam tekrar bahçeye çıkmış gördüğü güzellikler büyülemiş muhteşem bir bahçedeymiş çünkü.
Geri geldiğinde bilge, adama 'Bahçe nasıldı? ' diye sormuş.
Adam gördüğü güzellikler karşısında büyülendiğini anlatmış.
Bilge gülümsemiş, 'Ama kaşıkta hiç yağ kalmamış.' demiş ve eklemiş:
'Hayat senin bakışınla anlam kazanır. Ya sadece bir noktayı görürsün hayatın akıp gider sen farkına varmazsın..
Ya da görebileceğin tüm güzelliklerin tam ortasında hayatı yaşarsın akıp giden zamanın anlam kazanır...
Hayatının anlamı senin bakışlarında gizlidir.'..........

Mehmet Akif Ersoy

Diğer Makaleler...

  1. Gülhüyük Şiiri
   

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“O gün ne mal fayda verir ne de evlat. AncakAllah’a selîm bir kalple gelen müstesnâ!”(Şuarâ, 88-89)

   

Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Allahım, senden dinde sebât isterim..... Doğrusöyleyen dil ve selîm bir kalp isterim.” (Tirmizî, Deavât, 23; Nesâî, Sehv,61)

   

el-Muhyî: Can bağışlayan, sağlık veren, dirilten, kalpleri dalâletten kurtarıp, iman ve zikirle dirilten, hayat veren demektir.

   
Elegance
   
© www.gulhuyuk-almanya.de